ULUSLU İBRAHİM HAMDİ EFENDİ - ATLASI

TARİH 1729

İlkbahar mevsiminde taze bitki nebatı olarak biten Cincile adında bir mantar olur. Henüz ortalıkta bitmiş nebatın kendisi daha görünmez iken misk gibi kokusundan hissedilir.

 

CİNCİLE MANTARI

( Lapista Nuda veya Clitocylbe Nuda )

CİNCİLE MANTARI

( Lapista Nuda veya Clitocylbe Nuda )

 

Toplandıktan sonra çiğ olarak veya kavurduktan sonra pide ve börek yapıp yerler. Çok güzel ve hoş yenilebilir bir mantardır. Buralarda ve Ovayüzü bölgesinde olur. Toplayıp Eflani pazarında kıyyesini yirmi, otuz paraya satarlar.

 

Ağaçların üstünde yetişen bir cins kırmızı ve bölgede yaşayanların bildiği büyük mantar olur. Toplanırken veya doğrandıktan sonra sütü akar. Güzel bir mantardır. Çiğ ve pişmiş yenilebilir.

 

 

AĞAÇ MANTARI

( Laetiporus Sulphureus )

AĞAÇ MANTARI

( Laetiporus Sulphureus )

 

Aynı mevsim zamanında buna benzer bir cins beyaz mantar daha olur. Sütü acı olup, eğer çiğ olarak yenirse ağzı kabartır. Onun için pişirip yerler lezzetli ve güzel olur. Bunlara geyik mantarı derler.

 

GEYİK  ( TİRMİT ) MANTARI

( Lactarius Volemus )

GEYİK  ( TİRMİT ) MANTARI

( Lactarius Volemus )

 

Ekin biçmenin başladığı hasat zamanı bir cins beyaz mantar daha yerden biter. Şimşek mantarı (Mıhlıca) derler. Kokusu son derece güzel olup çok güzel böreği olur.

 

Sonbahar günlerinde çam (Pinus Nigra veya Brutia) ve köknar (Abies Nordmanniana) ağaçlarının bulunduğu yerlerde Kanlıca adında bir kırmızı mantar olur. Toplarken kan gibi sütü damlar. Tuzlayıp kebabın yaparlar. Sanki et yeniyormuş gibi bir his verir. Ancak bu mantar köknarlık ve çamlıklarda yetişir. Başka yerde yetişmez.

 

KANLICA MANTARI

( Lactarius Salmonicolor )

KANLICA MANTARI

( Lactarius Salmonicolor )

Bunlardan başka yine ilkbaharda İçikızıl dedikleri mantar çayırlık olan arazilerde çok biter. Sonbahar mevsiminde dahi olur.

 

 

İÇİKIZIL MANTARI

( Russula Delica )

İÇİKIZIL MANTARI

( Russula Delica )

 

Kış günlerinde eskiden yıkılmış Gökçe (Kayın – Fagus Orientales veya Gürgen – Garpinus Betulus ve Orientalis) ağacın çürüğüne yakın yerlerinde Ağaç mantarı biter. Hoş bir kokusu vardır, beyaz ciğer şeklinde olur. Toplayıp et kıyması gibi kıydıktan sonra köftesini yapar gibi börek ve pide yaparlar. Kara ağaçta dahi olur.

 

 

KAYIN MANTARI

( Pleurotus Cornucopia )

KAYIN MANTARI

( Pleurotus Cornucopia )

KARAAĞAÇ MANTARI

( Pleurotus Ostreatus )

KARAAĞAÇ MANTARI

( Pleurotus Ostreatus )

 

Senenin her mevsiminde her türlü mantar olup, et yemeği yerine geçen ve herhangi bir bedel ödemeden bedava nimet olur.

 

Hali vakti yerinde olmayan insanlar bunları toplayıp yiyerek hayatlarını idame ettirirler.

 

Başka bir mantar türü ise, gök gürlemesi ve şimşeklerin çakması sonrasında ortaya çıkar. Kümah (Kuzu Göbeği) adında yumurta şeklinde bir mantar olup, son derece lezzetli olur.

 

Ayrıca suyunu göze çekerler gözü parlatır.

 

 

KUZU GÖBEĞİ MANTARI

 ( Morchella Esculanta )

KUZU GÖBEĞİ MANTARI

 ( Morchella Esculanta )

 

 

Devamı için bakınız.....

 

ULUSLU İBRAHİM HAMDİ EFENDİ - ATLASI

 

 Zafer ÇELEBİ / Ulus (BARTIN) - 2005

 

TARİH 2005 - Araştırmalar

 

Sağlıklı Hayat İçin Mantarlar

Fatma ÖREN

 

Tabiat denen sanatlı ve esrarengiz tablo, ilkbahar ve sonbaharda değişirken insana dirilişi ve ölümü hatırlatır. Renk cümbüşü şeklinde kendini gösteren bu değişme, bir bakıma yeni mevsimi karşılama hazırlığıdır. İşte bu renk cümbüşü içinde farklılık arz edenlerden biri de, şapkalı mantarlardır. Sarısı, beyazı, kırmızısı… Renk renk... Her biri ayrı bir şekilde, ayrı güzellikte… Hava biraz yağışlı ve ılık olduğunda ağaç altlarında, kırlarda, çalılıklarda sık karşılaştığımız bu canlılar, her zaman dikkat çekmiştir.

 

Ancak her renkli ve güzel görünümlüye aldanmamak gerek! Mantarların şifalı ve faydalı yönlerinin yanında tehlikeli hususiyetlerini de iyi öğrenmeliyiz.

 

Mantar dendiğinde çoğu kişinin aklına pazardan yemek üzere aldığımız şapkalı mantar türleri gelir. Halbuki tırnakları tahrip eden ve birçok deri hastalığına sebep olan mikroskobik canlıların büyük çoğunluğu da mantardır. Binlerce türden ibaret bu canlılar, önceleri bitkiler âlemine dahil edilirken, bugünün modern sistematikçileri onları bitkilerden ayırmaktadır.

 

Şapkalı mantarların genellikle köksüz bir sapı, şemsiye veya huni biçiminde de bir tepesi vardır. Bu bölümün altında üremelerini sağlayan özel yapılar (lâmeller, boru şeklinde yapılar veya diş şeklinde çıkıntılar) bulunur. Bu yapılar üzerindeki sporlar (özel üreme hücreleri) özellikle rüzgârla çevreye dağıtılır. Toprakta, ağaçlarda, dökülmüş yaprakların arasında, su kenarlarında, ağaç kütüklerinin üzerinde yağmuru beklerler. Sıcaklık da uygunsa, yağmurun ardından gün yüzüne çıkarlar. Mantarların diğer canlıların aksine büyümeleri çok hızlıdır. Sanki topraktan birdenbire çıkarlar. Halbuki gelişmelerinin önemli bir bölümünü toprak altında geçirmişlerdir. Mantarların ömürleri kısadır. Mantarlar, gelişebilmek için çok hassas ve hususi şartlar ararlar; organik atıklara, inorganik maddelere, uygun sıcaklık ve neme ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple birçok şapkalı mantar türü, yılın ancak belirli zamanlarında gelişebilir. Bazı kıymetli türlerin kültür olarak yetiştirilmeleri de bu yüzden çok zordur.

 

Her mantar yenebilir mi?

 

Şapkalı mantarların bir kısmı yenebilir; ancak bazıları zehirlidir. Zehirli mantarlarla, zehirsiz mantarlar aynı yerde bulunabilir. Bunları ancak uzmanlar ayırt edebilir. Bir miktar zehirsiz mantarın içine bir tek zehirli mantarın bile karışması zehirlenmeye yol açabilir. Ayrıca, mantarlar hakkındaki yanlış kanaatler de, zehirlenme vakalarının artmasına sebep olmaktadır. Mantar pişirilirken içine atılan gümüş kaşık veya yüzük siyahlaştığında mantarın zehirli olduğu, böceklerin yediği mantarların zehirli olmadığı, zehirli mantarların tuzlu ve sirkeli su ile yıkandığında zehrinin gideceği, mantarı yoğurtla yemenin zehirlenmeyi önlediği gibi bilgiler yanlıştır.

 

Yenebilir mantarların % 90'ı sudur. Bunlarda şeker ve yağ az bulunur. Bu sebeple diyet yemekler içerisinde mantarın özel bir yeri vardır. Dengeli beslenme açısından gerekli, kolay sindirilebilen proteinler, vitaminler ve minerallerce de zengindir. 100 g taze mantar, ancak 20-40 kalori vermektedir. Bu durum zayıflamak isteyenler için mantarları ideal bir gıda niteliğine sokmaktadır. Mantarlar, yağ ve karbonhidrat miktarı çok düşük olduğundan, kalb ve damar hastalarına tavsiye edilir.

 

Mantarların protein miktarı, çeşidine göre değişmekle birlikte, ortalama 100 g mantarda 3-8 g'dır. Bu değer aynı miktar sütteki protein miktarıyla eşdeğerdir. Bu proteinlerin ortalama % 70'i hazmedilebilir niteliktedir. Böylece 100 g mantarın yaklaşık 2-5 gramı protein olarak vücuda alınır. Mantarlardan alınan proteinler vücutta depolanmaz, günlük harcanır.

 

Hayvanî gıdalarda ortalama % 8-15 arasında protein bulunmaktadır. Bu proteinlerin ortalama % 30-40'ı sindirilir; yani 100 g hayvanî gıdadan alınan protein miktarı, yaklaşık 3-8 g kadardır. Bu proteinlerin fazlası vücutta depolanarak damar çeperinde birikir. Bu durum bilhassa erkeklerde görülen kalb-damar hastalıklarının sebeplerinden biridir. Kalb ve damar hastalığı olan kişiler için hayvanî gıdaların normalden fazla alınması mahzurludur. Mantarlardaki protein, vücutta birikmediği için tercih sebebidir. Ayrıca, mantarlardaki proteinlerde insanların beslenmesi için gerekli birçok aminoasit bulunmaktadır.

 

Şapkalı mantar türleri, B1 (thiamin), B2 (riboflavin), B3 (pantotenik asit), B5 (nikotinik asit), B7 (biothin) ve C (askorbik asit) vitamini yönünden zengin bir besindir. Ayrıca bunlar folik asit bakımından da zengin olduğundan kansızlık tedavisinde kullanılabilir. Mantarlar potasyum, fosfor, kalsiyum, demir ve bakır yönünden de oldukça zengindir.

 

 

Abu Muhammad Abdallah Ibn Ahmad Ibn al-Baitar

İlk Eczacılık Kitabı Yazarı

İbn Baytar, Mısır’da yetişen en büyük bilginlerden biridir. Ziyaeddin ibn Baytar, İslam uygarlığının en büyük nebatat bilginidir. Yunanlıları ve İslam bilginlerini inceledikten sonra senelerce kişisel araştırmalar yaptı. Eczacılıkla da ilgilendi.Bir çok eser yazdı. Bunlar bir taraftan Orta Çağ’da Latince’ye,diğer taraftan pek azı Osmanlı devrindeki Türk hekimleri tarafından Türkçeye çevirilmiştir. Fakat Osmanlı hekimleri bu çevirilerde oldukça geçikmişlerdir. Çünkü bu sırada Batı hekimliği hayli ilerlemiş bulunuyordu.

(H.Z.Ülken, İ.Düşüncesi, s:272 -275 )

Ülkemizde mantar üretimi ve çeşitleri

Tabiatı yaratan Allah (cc) bizler için gerekli olan gıdaları da yaratmıştır. Ayrıca tabiattaki birtakım işleyişlere ait bilgiyi ve eşyaya müdahale imkânı da canlılar içinde sadece bize vermiştir. İnsanoğlu bu ayrıcalıklı konumundan istifade ederek, birçok bitki ve hayvan üzerinde ıslah çalışmaları, kaliteli ürünler yetiştirme için araştırmalar yapmaktadır. Bu mantarların yetişme şartlarına ait bilgiye sahip olduğumuzda, onlardan dağ ve kırlarda dolaşmadan daha bol ve kolay istifade etme imkânımız olur. Bugün birçok bitkinin nasıl yetiştirilmesi gerektiği hakkında bilgiye sahibiz. Son 20-30 yıldır, tabiatta câri olan kanunların işleyişine ve varlıkların yaratılış hikmetlerine vâkıf oldukça, artan bilgi birikimi neticesinde, Allah'ın ormanlarda ve kırlarda yarattığı, çiftlikte yetiştirilmez sanılan mantarlar da, artık çiftliklerde yetiştirilmeye başlanmıştır.

 

 Mantar üretimi ülkemizde yaygınlaşmaktadır. Kültür mantarları içinde Agaricus bisporus dünyada ve ülkemizde en fazla yetiştirilen türdür. Bu, kahverengi, beyaz, saman sarısı, krem veya açık renklerde 3-4 cm çapında şapkası olan bir mantardır. Kültür mantarlarından Pleurotus türleri, ülkemizde Agaricus türlerinin ardından en fazla tanınan ve yetiştirilen mantardır. Üretimi yapılan Pleurotus türü mantarlarda sebzelerden 10 kat fazla B3 vitamini bulunmaktadır.
Ülkemizde yenebilen mantarlardan tabii olarak yetişen birçok tür vardır. Bunlardan birinci sırayı, Lactarius delicious (melki, çintar, çam mantarı, kanlıca) alır. Bu mantar ayrıca İspanya ve İtalya'ya ihraç da edilmektedir. İkinci olarak Morchella türleri (kuzu göbeği, göbek) gelmektedir. Bu mantar, en değerli mantarlarımızdan biridir. Taze, kuru veya donmuş olarak bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika'ya yılda 45-50 ton civarında ihraç edilmektedir. Tabiattan toplanıp tüketilen diğer mantar türleri Tricholoma caligatum (katran mantarı, sedir mantarı), Suillus luteus (ayı mantarı) ve Cantharellus sp.(tavuk ayağı, sarı kız)'dır.

 

Tıbbî açıdan mantarlar

 

Mantarların tıbbî özellikleri insan sağlığında önemli bir yer tutmaktadır. Yüce Yaratıcı'mız, tabiattaki çeşitli mantarlara bazı hastalıklara deva olacak birtakım maddeleri yerleştirmiştir. Mesela; Uzak Doğu, Japonya, Kore, Çin ve Kuzey Amerika'da meşe ağaçları üzerinde yetişen veya meşe talaşında üretimi yapılan shiitake (Lentinulaedodes) mantarı önemli tıbbî özelliklere sahiptir. Japonya'da yapılan bir çalışmada, bu mantardan elde edilen, suda eriyebilir bir polisakkarit olan lentinan ve KS-2 isimli maddelerin anti-kanser tesiri olduğu tespit edilmiştir. KS-2'nin farelerdeki tümörleri durdurduğu, lentinan'ın katı tip tümörlerin hemen hemen tamamını küçülttüğü ifade edilmektedir. Başka bir çalışmada shiitake fermantasyonundan elde edilen arabinoxylane'nin HIV virüsünü yavaşlatıcı bir tesire sahip olduğu gösterilmiştir. Yine aynı mantarın 'misel'inin (köksü uzantılar) ürettiği, suda eriyebilir bir maddenin anti-viral tesire sahip olduğu belirlenmiştir. Shiitake mantarı aynı zamanda kolesterol ve kan basıncını düşüren tesirlere sahiptir. Son zamanlarda shiitake mantarından yeni antibiyotikler elde edilmiştir.

 

Shiitake mantarı Türkiye'de tabii olarak yetişmemektedir. Bu mantar, Denizli'de kültür ortamında bir firma tarafından üretilmektedir.

 

Halk arasında 'kavak mantarı' veya 'yaprak mantarı' gibi adlarla anılan Pleurotus ostreatus mantarında, yüksek kolesterolü tedaviye lovastatin maddesinin üretildiği son çalışmalarda ortaya çıkarılmıştır. Lovastatin, mantarın şapkasında, saplardan daha fazla bulunmaktadır. Şapkada da olgun lâmellerde ve sporlarda yoğun olduğu tespit edilmiştir. Bu mantarla ilgili yapılan diğer bir çalışmada, tümör oluşturulan farelerin günlük diyetinde % 20 oranında Pleurotus ostreatus verilmiş ve bir ay sonra kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Mantar verilen grubun % 60'ında tümörlerin engellendiği tespit edilmiştir.

 

Tıbbî yönüyle dikkati çeken ve halk arasında 'aslan yelesi' olarak adlandırılan diğer bir mantar türü Hericium erinaceus'tur. Bu mantarın, sindirim kanalında meydana gelen ülser, iltihap ve tümörler üzerinde tedavi edici rol oynadığı çeşitli çalışmalarla ispatlanmıştır. Kanserden kurtulup bu mantarı yiyen hastaların hayat sürelerinin beklenenden fazla olduğu söylenmektedir. Bu mantardan yapılan haplar, kanser tedavisinde kullanılmaktadır.

 

Japonya'da alınan bir patente göre, bu mantarda, sinir hücresi büyüme faktörü sentezini kuvvetli bir şekilde uyaran 'eninacines' maddesi üretilmektedir. Bu bileşik, sinir hücrelerinin (nöronlar) tekrar büyümesini uyarır. Bu sebeple yaşlanmadan dolayı bunaklığın, Alzheimer hastalığının ve inmeden (felç) dolayı meydana gelen nörolojik travmanın tedavisinde, motor cevabın ve kavrama fonksiyonunun geliştirilmesinde tesirli olduğu ifade edilmektedir.
Yurdumuzda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tabii olarak yetişen, Urfa, Malatya ve Gaziantep gibi şehirlerde mevsimlik bir sebze gibi satılan, görünüşü daha çok patatesi andıran, halk arasında 'keme mantarı' olarak bilinen ve tüketilen diğer bir mantar türü Terfezia boudieri'dir. Bu mantar üzerinde yapılan çalışmalara göre mantardan elde edilen sıvının Gram (+) bakterilerden Staphylococus aureus, Bacillus subtilis, Micrococcus luteus, Mycobacterium smegmatis ve Candida utilis mayasına karşı antimikrobial aktivite gösterdiği tespit edilmiştir.

 

Mantarların besin maddesi olarak kullanılmasının yanında tedavi maksatlı kullanılması yeni bir keşif sayılmaz. Çünkü, Hz. Muhammed (sas): 'Mantar kudret helvası cinsindendir. Küme mantarının suyu göze şifadır.' buyurarak bu besine dikkat çekmiştir. Yine Tirmizi'de yer alan bir rivayete göre halk: 'Mantar toprağın çiçek hastalığıdır.' deyince Resulullah Efendimiz (sas): 'Mantar menn'dendir (yani; Allah'ın İsrailoğullarına nimet olarak lütfettiği kudret helvası). Suyu göz için şifadır…' buyurmuştur. Ebu Hüreyre konuya şöyle bir ilâvede bulunur: 'Ben üç veya yedi mantar aldım. Onları sıkıp suyunu bir şişeye koydum. Gözünde rahatsızlığı olan bir hizmetçime tatbik ettim. İyileşti.' Sonraki dönemlerde, Peygamber Efendimiz'in (sas) tavsiye ve uygulamalarını kendilerine rehber edinen, her alanda olduğu gibi sağlık alanında da birçok çalışma yapan İslâm âlimleri, çeşitli icraatlarda bulunmuşlardır. Mantarla ilgili rivayetlerden mülhem İbn-i Baytar daha 1200'lü yıllarda mantar suyunun mikrobik göz hastalıklarını tedavi ettiğini belirtmiştir.

 

 

KS-2'rir farelerdeki tümörleri durdurduğu, letinan'ın katı tip tümörlerin hemen hemen tamamını küçülttüğü ifade edilmektedir. Başka bir çalışmada shiitake fermantasyonundan elde edilen arabinoxylane'nin, HIV virüsünü yavaşlatıcı bir tesire sahip olduğu gösterilmiştir.

 

Mantar satın alırken nelere dikkat etmeliyiz

 

Pazarlarda açık olarak satılan mantarlar ya beyaz ve temiz veya üzeri topraklı, krem, kahverengi bir görünüşe sahiptir. Beyaz mantarlardan ziyade topraklı mantarları tercih etmeliyiz. Zira beyaz mantarların çeşitli kimyevî beyazlatıcı maddelerle yıkanmış olma ihtimali vardır. Ayrıca mantar uzun süre yıkama suyunda bekletilirse, yıkama suyunu içine çeker ve bunların yenmesi sağlıklı olmaz. Diğer yandan uygun şartlarda saklanmayan mantarların bozulma ihtimali fazladır. Mantarlarda bozulma sebebiyle küflenme meydana gelebilir.

 

Açık mantarlardan ziyade paketlenmiş, üzerinde markası ve üreten firma adı yazılı mantarı almak daha doğrudur. Mantarı taze tüketmek gerekir. Buzlukta bir süre bekleterek tüketmek tavsiye edilmemektedir.

Kaynaklar

1- Stamets, P. Growing Gourmet and Medical Mushrooms, China, 2000.

 

2- Erkel, İ. Kültür Mantarı Yetiştiriciliği, İstanbul, 2000.

 

3- Gücin, F., Dülger, B. Yenen ve Antimikrobiyal Aktiviteleri olan Keme Mantarı Üzerine 

   Araştırmalar. Ekoloji Derg. S.23 27-33, 1997.

 

Bölgemizde Yenilebilir Cinsten Diğer Mantar Türleri

 

Doğada çevre şartlarına ve mevsimlere bağlı olarak kendiliğinden yetişen ortalama 120.000 mantar (makrofungus) türü tanımlanmıştır. Bunlar yenenler , yenmeyenler ve zehirliler olarak ele alınırlar. Makrofunguslar uygun ortam koşullarının mevcut olduğu ortamlarda bulunurlar.

 

Değişik iklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak çok zengin bir floraya sahip olan ülkemizde, makromantarlar yönünden de büyük bir çeşitlilik görülmektedir. Araştırmaya değer bölgemizde de birçoğu yenebilir özelliğe sahip çok sayıda mantar türü yüzyıllardır bilinmekte iken, günümüzde kırsal kesimde yaşayan ailelerin büyük şehirlere göç etmesi sebebi ile yeni nesiller tarafından bu türler pek bilinememektedir.

 

Mantarlar içerdikleri vitaminler ve mineraller nedeniyle yüksek besin değerine sahiptirler. Ayrıca kendilerine özgü aromalarıyla katıldıkları çeşitli gıdalara özel bir lezzet kazandırmaktadırlar. Doğada yetişen mantarlardan çok azının kültürü yapılabilmekte , bir çoğu ise doğadan toplanarak besin maddesi olarak kullanılmaktadır. Doğada kendiliğinden yetişen mantarların bazılarının içerdiği toksik maddeler nedeniyle zehirlenmelere neden olması , toksik etkisi olmayan mantarların tüketimini azaltan önemli bir faktördür.

 

Bu bakımdan, yörelerimizde yapılacak araştırmalarla, buralarda bulunan doğa mantarlarının belirlenmesi, bunlardan yenen ve toksik özellikte olanların yöre halkına tanıtılması büyük önem taşımaktadır. Böylece yenilebilir mantarların tüketimi arttırılmış ve toksik etkisi olanların bilinçsizce tüketilmelerinden kaynaklanan zehirlenme olaylarının önüne geçilmiş olacaktır.

 

Mantar_50px.png

Önemli Uyarı:  Buradaki bilgileri kullanarak mantar toplamayın. Her ne kadar buradan sizlere gösteriyor ve adlarını veriyor olsak dahi, Zehirli ve yenilebilen mantarları birbirinden ayırdetmek bazen çok zor olduğundan, sizler doğada gördüğünüz mantarın şeklinden yenilebilir olup olmadığından emin değilseniz lütfen bu mantarları toplamayın. Yabani mantarlar sadece uzmanlar tarafından toplanmalıdır. Yörede bölgeyi ve mevsimlerine göre yetişen mantar cinslerinin hangileri olduğunu bilen birisi yardımı ile toplayınız.

 

GEYİK SÜTÜ MANTARI

 ( Chroogomphus Rutilus )

GEYİK SÜTÜ MANTARI

 ( Chroogomphus Rutilus )

 

Geyik Sütü Mantarı : Chroogomphus Rutilus

 

Yenilebilen bir mantar türüdür. İlkbahar sonralarında,  sonbahar aylarında, çam ormanı içinde, bazen çam iğneleri altında, bazen de açıkta yetiştiği görülmektedir. Tek tek ya da dağınık gruplar halinde görülür. Bölgemizde  çam ve köknar ormanlarında sıkça bulunur.

 

KARAKULAK MANTARI

 ( Tricholoma Terreum )

KARAKULAK MANTARI

 ( Tricholoma Terreum )

 

Karakulak Mantarı : Tricholoma Terreum

 

Yenen bir mantardır; fakat çabuk bozulur. Eylül'den Aralık sonuna kadar, çam ormanlarında, nemi bol kalkerli topraklarda, gruplar halinde veya tek tek bulunurlar..

 

SIĞIR DİLİ MANTARI

 ( Hydnum Repandum )

SIĞIR DİLİ MANTARI

 ( Hydnum Repandum )

 

Sığır Dili Mantarı : Hydnum Repandum

 

Yenilebilen bir mantar türüdür. Sonbahar aylarında, çam ormanı içinde, bazen çam iğneleri altında, bazen de açıkta yetiştiği görülmektedir. Tek tek ya da dağınık gruplar halinde görülür. Bölgemizde  çam ve köknar ormanlarında sıkça bulunur.

 

DEDE SAKALI ( Tarak Dişi ) MANTARI

 ( Clavaria Flova )

DEDE SAKALI ( Tarak Dişi ) MANTARI

 ( Clavaria Flova )

 

Dede Sakalı Mantarı : Clavaria Flova

 

Yenilebilen bir mantar türüdür. İlkbahar sonralarında,  sonbahar aylarında, çam ormanı içinde, bazen çam iğneleri altında, bazen de açıkta yetiştiği görülmektedir. Tek tek ya da dağınık gruplar halinde görülür. Bölgemizde  çam ve köknar ormanlarında sıkça bulunur.

 

KUZU GÖBEGİ MANTARI

 ( Morchella Esculanta )

KUZU GÖBEGİ MANTARI

 ( Morchella Esculanta )

 

KUZU  MANTARI

 ( Morchella Conica )

KUZU GÖBEGİ MANTARI

 ( Morchella Conica )

 

Kuzu Göbeği Mantarı : Morchella Esculenta

 

Şapkanın dış yüzü, sünger veya bal peteği şeklindedir ve çıkıntılı bir şekilde sapa bağlanır. Sap, içi boş, tabana doğru şişkince olup silindir şeklindedir. Üzeri boyuna karık çekilmiş gibi hafif izli ve beyaz renktedir. Eti beyaz, tadı ve kokusu hoştur.

 

İlkbahar aylarında, çam ormanlarında, yanmış orman alanlarında meşe, ayıfındığı gibi yaprak döken ağaçların altında, kireçli-kumlu topraklarda tek tek ya da 2-3'lü gruplar halinde yetişir.

 

Avrupa’nın her tarafında toplanıp yenen popüler bir mantardır. Halk arasında "Kuzu Göbeği" veya “Göbek” olarak bilinir. Bu yıl yörede  mantar yaş iken kilosu 10 milyona, kuru iken ise 30-35 milyona satıldığı saptanmıştır. Sadece Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yetişen bu mantar türlerinin topraktan sökülürken misel yumağı ile birlikte sökülmesi tabiatta azalmasına neden olmaktadır.

 

Kuzu Göbeği Mantarı : Morchella Conica

 

Şapka siyahımsı zeytuni yeşil renktedir. Tatlı bir lezzette, kokusu belirsizdir.

 

ÇAYIR  MANTARI

 ( Agaricus Campestris )

ÇAYIR  MANTARI

 ( Agaricus Campestris )

 

Çayır Mantarı : Agaricus Campestris

 

İlkbahar ve sonbaharda çayırlarda, humuslu topraklarda, yağmurlardan sonra yetişir. Mantarın çoğunlukla harman yerlerinde ve otlak olarak terk edilmiş çayırlıklarda  yetişmektedir. Yöremizde Çam ormanları içerisindeki otlak ve çimenlerde de yetiştiği  saptanmıştır.

 

Bölgemizde bilinen, yenilen ve satılan bir türdür.

 

Düzenli olarak alındığında içersinde bulundurduğu vitaminler sayesinde iştahsızlık, zayıflık, hazımsızlık, beriberi ve sütü kesilen emzikli kadınların sütünün arttırılması gibi rahatsızlıkları giderdiği saptanmıştır

 Araştırma / Zafer ÇELEBİ

 

 

TÜRKİYE - YENİLEBİLİR MANTAR ÇEŞİTLERİ

BİTKİLER

YENİLEN BİTKİLER

ŞİFALI BİTKİLER

DOĞAL MEYVALAR

 

 

Zafer ÇELEBİ

GSM 0535 308 16 56

E-Posta Gönderebilirsiniz........!

MSN Massenger İletişimi Sağlayabilirsiniz....!