MÜZİK SİSTEMİNİZİ LÜTFEN AÇINIZ !... ÖNCEKİ SAYFAYA GERİ DÖNÜŞ ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

 

ULUSLU İBRAHİM HAMDİ EFENDİ - ATLASI

 

TARİH 1729

Bu kutsal cami (Hasan Dede Camisi)(1)  şaşkınlık veren başka bir şekilde ahşaptan yapılmıştır. Duvarları birbirleri üzerine konulmuş geniş hatıl tahtalarla ve köşe başları birbirine geçme şeklinde kesilerek çatılmış, esaslı büyük bir camidir.

TARİHİ HASAN DEDE CAMİSİ YAPISINA ÖRNEK

AĞAÇ GEÇME YAPI TEKNİĞİ UYGULAMASI

Köşe başları çatma olan ahşap yapı şekli

 Duvarları kalas geçme olan, iki katlı ayşap yapı şekli

Mahvil’in(2) altında olan taşıyıcı sütun direklerinin bir kaçı (üç adet) Büyük Ayasofya’daki(3) (İstanbul Ayasofya Camisi) mermer sütunlara benzer. Sütun başlıkları nakışlı, çok süslü ve güzel direklerdir.

ULUS HASAN DEDE CAMİSİ İÇİ MAHVİL KATI

ULUS HASAN DEDE CAMİSİ İÇİ MAHVİL KATI

Günümüz Ulus Hasan Dede Camisi Mahvil Katı

Günümüz Ulus Hasan Dede Camisi Mahvil Katı

 

İSTANBUL BÜYÜK AYASOFYA CAMİ MÜZESİ GENEL GÖRÜNÜMÜ

İSTANBUL BÜYÜK AYASOFYA CAMİ MÜZESİ

İstanbul Ayasofya Camii Müzesi

İstanbul Ayasofya Camii Müzesi

 

AYASOFYA CAMİ MÜZESİ İÇİNDE MERMER SUTUN DİREKLER

AYASOFYA CAMİ MÜZESİ İÇİNDE MERMER SUTUN DİREKLER

İstanbul Ayasofya Camii Müzesi içinde mermer sütunlar

İstanbul Ayasofya Camii Müzesi içinde mermer sütunlar

İnsanı düşündüren ve tuhaf olan şey, her hangi bir şekilde o bölgeye taşları ve sütun direkleri getirmek mümkün olmadığı gibi, getirilme şekline akıl erdirmek de mümkün değildir.

HASAN DEDE CAMİSİ - SÜSLÜ MERMER TABLETLERİ

HASAN DEDE CAMİSİ - SÜSLÜ MERMER TABLETLERİ

Günümüzde Hasan Dede Camisi içindeki o mermer tabletler

İlk yapım zamanından kalan 3 adet süslü mermer tablet

Caminin minaresi, ortadaki kubbe, çatısının üstü metal (çinko) levhayla kaplanarak örtülmüştür. Bu kadar büyük binada, demir çiviye benzer bir çivi kullanılmamış; sadece ağaç çivilerle ve çatma sistemi şeklinde yapılmıştır. Binanın yapılış tarihi, bölge Osmanlı Devlet’nin idaresine girmeden birkaç yüz sene öncesine (Candaroğulları Beylik Dönemi tahminen M.1300 veya 1310 senelerine) gitmektedir

Şu andaki durumda ise bir duvarına veya bir tahtasına zarar gelip de yıkılmamıştır. Orada bölge halkının nesilden nesile anlattıklarına göre, bu kutsal caminin binasını Demirci Hasan Baba yapmış derler. Bu şahış Zeyni Dervişan’dan (Zeyniyye veya Zeynilik)(4) olup, Ulus Kazası’na ilk geldiğinde cami yapılacak yerin yakınında bir yere yerleşmiştir.

Bir süre sonra dağdan kerestelik ağaç kesmeye başlamış, daha sonra kazanın halkına, “ben burada bir cami yapmak istiyorum, bana yardım edin, dağdan kestiğim kerestelik ağaçların çekilerek taşınması için öküz verin” demiş.  

O çevrede yaşayan Türkler bunun söylediklerine ehemmiyet vermemişler. Ancak her gün görmüşler ki, kutsal caminin yapılacağı yere birer ikişer tomruk şeklinde ağaçlar gelirmiş. Yardım etmeyen ve onun söylediklerine ehemmiyet vermeyenler, bu derviş öküzlerini çalarak dağa kaçırıyor ve dağdan kerestelik ağaçları öküzlerine koşarak buraya getirdiğini düşünüyorlarmış.

Böyle düşünenlerden bir grup birlik olup, dervişin gidip geldiği dağ yolunda pusuya yatarak gizlenmişler. Eğer öküzlerini koşmuş ise onu öldürüp vilayetlerinden bu türden insanı yok etmeği planlamışlar.  

Bir de görmüşler ki, derviş bir çift sığın geyiğini öküz gibi boyunduruğa koşup tomruk çekiyormuş. 

SIĞIN GEYİĞİ ( CERVUS ELAPHUS )

Sığın Geyiği / Ulu Geyik ( Cervus elaphus )

Sığın Geyiği / Ulu Geyik ( Cervus elaphus )

Bunlar gördükleri karşısında pişmanlık duyup o andan itibaren yardım etme kararı almışlar. Halktan birçok kişi, caminin yapımı için imece cemiyeti davetine katılmışlar.  

(Demirci Hasan Dede) Çalışanlara yemek verilme gereğini düşünerek, oğluna der ki; “Değirmene git, çıkan unu eve taşı, ancak tekneye (zahire konulan yere) bakma” der ve  sonra kendisi işine gider. 

 SAYFA  319

Oğlu çıkan unu taşımaktan yorgun ve bitkin düşmüş, 

Evin hanımı eve gelen bu kadar çok miktardaki unun sebebini oğluna sorduğunda, oğlu ise babasının emri üzerine imece cemiyetine ekmek olacağını söylemiş, 

Bunun üzerine evin hanımı der ki; “Bir dağarcık buğdaydan bu kadar un olmaz” deyince, çocuk değirmene tekrar gidip babasının tekneye (zahire konulan yere) örttüğü siyah örtüyü kaldırıp baktığında, bir büyük yılanın ağzından buğday akmakta olduğunu görmüş, 

Yılan ağzından akıtmakta olduğu buğday tanelerini kesince, oğlu da değirmeni durdurmuş.

Oğlu akşam babasına bu olayı anlatınca, o da “Niçin baktın daha çok un alırdık” diyerek cevap vermiş, 

 Kutsal cami binasının inşaatı tamamlanıncaya kadar o un yeterli gelmiş derler.

 

 

Devamı için bakınız.....

 

ULUSLU İBRAHİM HAMDİ EFENDİ - ATLASI

 

  Zafer ÇELEBİ / Ulus (BARTIN) - 2005

 

 

TARİH 2005 - Araştırmalar

(1) ULUS İLÇESİ – HASAN DEDE CAMİSİ

Bu cami, Ulus İlçesi ve çevresinin Osmanlı İmparatorluğu devlet idaresine geçmesinden önce Candaroğulları Beyliği döneminde yapılmıştır. Tarihi belirlenemeyen  bir zaman dilimi içinde, ( Tahmini 1300 veya 1310 yılları ) ağaç kütük ve kalas geçme tekniğinde, Demirci Hasan Dede tarafından inşaat işleri yürütülmüş, büyük bir camidir. Yapım tekniği ve inşaat özellikleri; yazarımız İbrahim Hamdi Efendi tarafından Atlas adlı el yazma eserinin 1.cildinde Ulus Kazası bahsinde anlatılmaktadır. Ahşaptan yapılmış Hasan Dede Cami binası R.1306 (M.1889) tarihinde çıkan yangın sonucunda tamamen yanmış. Cami içinde mahvilin altındaki mermer sütunlar ve süslü üst başlıklar  yangında muhtemelen hasar görmüş, erimiş olabilir. Kalan parçalardan bir kısmı ise yeni inşaatın temel yapısında kullanılmış. Bahsi geçen bu süslü mermer direkler, direk altındaki tabletler ve üstündeki süslü mermer başlıklar; Rumluoğlu (Sarpçalort diğer adıyle Sarpça) Köyü bölgesinden getirilmiştir.

 Rumluoğlu Köyü bölgesinde geçmiş zaman içinde yaşamış gayri müslimlerden kalmış eski abide eserlerden olan mermer sütün ve süslü başlıklar Demirci Hasan Dede tarafından getirtilerek, Hasan Dede Camisinin ilk yapımında cami içindeki mahvilin altında kullanılmış.

Cami, R.1307 (M.1890) senesinde yanmış olan caminin bulunduğu aynı yere, o yıllarda Ulus Kazasının  ileri gelen asil ailelerinin bir araya gelip, önderlik etmeleriyle yapımı kararlaştırılmış. O yılın yaz döneminde yeni caminin yapım işlerine başlanmış.  Eskiden olduğu gibi ahşap karkas geçme tekniğinde inşaat yapmak yerine, ağırlıkla çay taşı kullanılarak, horasan  harçlı taş duvar yapı tekniği uygulanmıştır.

ULUS HASAN DEDE CAMİSİ

ULUS HASAN DEDE CAMİSİ

Ulus Merkez Hasan Dede Camisi

Ulus Merkez Hasan Dede Camisi

  

ULUS HASAN DEDE CAMİSİ

Ulus Merkez Hasan Dede Camisi

Yanan caminin ölçülerinde yapılmış caminin geniş çatı örtü karkasının üstü Osmanlı kiremiti ile örtülmüş. Cami içindeki mahvil katı altına ise mermer sütun direkler yerine, bu defa ağaç direk kullanılmış. Ağaç direkler altında ise caminin ilk yapım yıllarından kalan ve yangından sağlam çıkan,  zarar görmemiş üç adet süslü mermer altlıklar tekrar kullanılmıştır.

R.1326 (M.1910) senesinde bölgede yaşanan ve  yöre halkının “Koca kar” olarak tarif ettiği, yoğun kar yağışı olmuş; Caminin çok geniş olan çatı örtüsü üzerine biriken karın yükünü taşıyamadığından bütümüyle çökmüş ve içerideki mahvili dahi yıkmıştır. 

Aynı senenin yaz mevsimi döneminde çatı örtüsü ve mahvil yeniden yapılmış. Yine geniş olarak yapılmış çatı karkası bu defa cami içinde, ortalardan dört adet 30 cm. çapında Ardıç direklerlerle takviye edilmiştir. Daha önce mahvil yapısı altındaki taşıyıcı ağaç direkler altında olan süslü mermer  tabletler, yeni yapılan çatının altında taşıyıcı ardıç direklerin üç tanesinin altında kulanılmıştır. M.1910 senesinden günümüze kadar sağlam olarak kalmış olan Ardıç direkler Madanoğlu köyü bölgesinden getirilmiştir.

M.1995 tarahinde Hasan Dede Camisi genel bakım ve tadilat işleri aslına uygun olarak yapılmış. Taş duvar yapısı aynen kalmak üzere, eski  iç ve dış sıvalar dökülmüş, yeniden iç dış sıva, mermer, seramik işleri, ahşap kapı pencere ve lambiri kaplama işleri yapılmış. Cami elektrik tesisatları yenilenmiş, katı yakıtlı kalorifer ısıtma sistemi, iç ve dış ortam ses sistemleri ile donatılmıştır. 

M.2000 senesinden itibaren  günümüze kadar Diyanet İşleri Başkanlığı ödenekleri ve toplanan bağışlarla Gasilhane, Şadırvan, Giriş ayakkabılık, WC grupları, Cenaze töreni alanı, Bahçe tanzimi, ve Cami önü parke işleri ile Dış boya işleri yapılmıştır. Diğer yatırım ve bakım işleri her yıl devam etmektedir.

 

 

(2) MAHVİL 

Cami iç mekanında üstte asma kat olarak teşkil edilen, içten ayrı bir merdivenle çıkılan ve genellikle kadın cemaatin erkek cemaatten ayrı namaz kılıp, ibadet etmeleri için yapılmış olan  bağımsız bölüme “Mahvil” denilmektedir.

 

 

(3) BÜYÜK AYASOFYA CAMİİ MÜZESİ 

Yazarımız İbrahim Hamdi Efendi İstanbul’da Ahırkap Akbıyık Camii Mahallesi, Akbıyık Çıkmazında ikamet ettiği yıllarda Padişah I. Mahmud döneminde (M.1730 - 1754)  Büyük Ayasofya Camisi’nde yapıtırılmış tamirat ve inşaat işlerini bizzat kendisi yerinde gezerk incelemiş. Memleketine geldiğinde ise Ulus Kazası Hasan Dede Camisi içinde mahvil altındaki taşıyıcı mermer sütun direkleri, altındaki süsülü tabletleri ve direkler üstündeki süslü başlıkları görmüş. Bunları Ayasofya Camisini gezerken gördüğü direklere benzetmiştir.

 

 

(4) ZEYNİYYE veya ZEYNİLİK 

Şeyh Ömer Şahabeddin Sühreverdi tarafından kurulan tarikat kollarından biridir. Zeynilik, aynı zamanda Anadolu’da Hacı Bayram Veli’nin kurduğu Bayramiliğin en büyük rakiplerindendir..

 Anadolu Selçuklu Devleti ve devamında Osmanlı döneminde ele geçirilmiş olan uç bölgelere zaman içinde yerleşmiş müslüman çoğunluğun ilim ve irfanını artırmak amacıyla sunni mezhepten olan, Zeyniyye tarikatına mensup şeyhler yetiştirilimiş. Bu dergahlardan yetişmiş sonra da bir üst ilim mertebesine erişmiş kişilere Zeynî Derviş denilmektedir.

Yıldırım Bayezid ve II. Murat dönemlerinde Zeyniyye Tarikatı çevreleri ön plandadır. Zeyni Derviş olanlar, değer görür, sözleri dinlenirmiş. Yıldırım Bayezid döneminden itibaren, Sünni Tarikatlar öne çıkarılmaya çalışılmış. Hatta Yıldırım Bayezid ile Çelebi Mehmed, Zeynîlik Tarikatı'na girerek Sünni inancın devlet düzeninde egemen olmasına bir kapı aralamışlardır.  

Fatih Sultan Mehmed, devlet düzenini sağlam temeller üzerine oturtması ile birlikte, imparatorlukça İslam’ın resmi mezhebi olan Sünnilik benimsenmeye başlamış. Yavuz Sultan Selim döneminde ise Sünnilik artık devletin resmi mezhebi olmuştur. İmparatorluğun sonuna dek de böyle süre gelmiştir. Abdülaziz'in dışındaki padişahların tümü Sünni tarikatlarda yer almıştır.

 

 Araştırma / Zafer ÇELEBİ

 

ÖNCEKİ SAYFA

ANA SAYFA

 

Zafer ÇELEBİ

GSM 0535 308 16 56

E-Posta Gönderebilirsiniz........!

MSN Massenger İletişimi Sağlayabilirsiniz....!