MÜZİK SİSTEMİNİZİ LÜTFEN AÇINIZ !... ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

 

ULUSLU İBRAHİM HAMDİ EFENDİ - ATLASI

 

TARİH 1729

       BENDERKLİ / EREĞLİ       

 

Diğer adıyla Ereğli, Karadeniz sahilinde, Bolu’nun kuzeyinde bir kaledir. Bunun çevresi tahminen şimdiki Saray-ı Hümayun (Topkapı Sarayı) kadar büyüklüğündedir.

 

EREĞLİ İLÇESİ -  GENEL GÖRÜNÜMÜ

EREĞLİ KALESİ - KALE KAPISI GÖRÜNÜŞÜ

 

 Doğu’da ve deniz kenarlarında bulunan kale duvarları ile güney taraflarındaki kale duvarları harab olmuştur.

 

Ancak batı tarafında iskelesi ve şehirin içine ulaşımı sağlayan kale kapısının esas şekli bozulmamış, kapı üstünde gövdesi yüksekçe tabyalar ve kapısının üstünde iki insan heykeli ayakta dururlar.

 

EREĞLİ KALE KAPISI ÜSTÜNDEKİ İNSAN HEYKELİ

 

  SAYFA 315

 

Kale kapısından içeride, bir mahalle ve (Kiliseden bozma) Sultan Orhan Camisi vardır. Kale kapısından dışarıda sağlam, güvenli olan yerleşim yerleri, kahveleri, bir hamamı, çeşmeleri, iskele yanında misafirler için han odalarına benzeyen odalar ve köşkleri vardır.

 

Pazar kurulan yerde satıcıların tezgahlarını kurduğu yerleri, günlüğünü birer akçe ile kiraya  verirler. Ekmek fırını olmayıp, herkes evinde ekmek pişirip çarşıda satarlar.

 

Çarşının batı tarafında kalan, müslüman Türk’lerden önce gayri müslimler zamanından kalmış olan, çevresi kargir duvarlı limanı varmış, zamanla dolup harabe olmuştur. Şu anda taşların dökülmesiyle yapılmış olan limanı vardır.

 

Kalenin iç kısmında kalenin ilk yapıldığı zamanlardan, bugüne kalmış olan, çarşı ve dükkanlar vardır. Dükkanların duvarlarındaki taşları yüzer adam yerinden kaldıramaz. Bazı kale kulelerinin üstünde bahçeler yapılıp, nergis çiçekleri ile diğer çiçeklerden yetiştirmişler. Öylesine bir yerdir ki, diğer memleketlerde böylesine çiçek yetişmez.

 

Kale kapısından dışarıda, bir tepe üstünde Müftü’nün evi olup, neşe ve ferahlık veren bir evdir.

 

Oldukça düzenli, tertipli bir kasaba olup, temiz, cazibeli, alımlı, gönül çelici genç kızları vardır. Fakat halkının bir miktar tutuculuğu vardır.

 

İncir, üzüm, ceviz ve diğer meyveleri çok bol miktarda olur. Halkının çoğunluğu ekmek pişirmek için kayagan taş sacı ve kaşık yaparlar. Kerestesi olup, İstanbul’a götürürler.

 

Kalenin doğu tarafında Karadeniz’e yüksekten bakan bir merhum Fatih Sultan Orhan’ın hocası Seyyid Yaha-yı Şirvani Hazretleri’nin çocuklarından, Seyyid Nasrullah Efendi (Halk arasında Hacı Baba denilir) hazretlerinin bakımlı türbesi bulunmaktadır.

 

Bazı kimsesiz, kızlar gelip, türbe odasının içinin temizliğini yaparlar ve diğer hizmetleri yerine getirirler. Bir göz oda olan bu yer vakıf yeridir.

 

Orada Karadeniz’den İstanbul boğazına girişte (Rumeli ve Anadolu feneri) olduğu gibi bir fener (Çeştepe Fener Kulesi) olup, gemilere bir zarar gelmesin diye geceleri aydınlatma yapılır.

 

Cahil halk arasındaki inanışa göre bu türbe, Hacıbaba Türbesi denilerek ziyaret edilir.

 

Sultan Orhan gelip kaleyi (Ereğli Kalesi’ni) fetih ettikten sonra, bu kişi (Hacı Baba) ona oğlum şu karşıdaki makamı bana bağışlar mısın diyerek ricada bulunmuş ve isteği kabul edilmiştir.

 

Sultan Orhan, daha bu yeri niçin istersin diye sormuş. Oranın çevresindeki toprakların kulanma ve tasarruf etme hakkı bende olsun, ölünce de buraya gömüleyim deyince, Sultan Orhan acıdığından burayı ona bağışlamıştır.

 

Temiz bir halkı olup, satılabilecek iyi olan malları ise bez, kereste ve meyvedir. Vilayetlerinde zina ve livata pek azdır. Ancak ki, zorba takımından bir yaramaz buraya gelmiş bulunmaya

 

 

Devamı için bakınız.....

 

ULUSLU İBRAHİM HAMDİ EFENDİ - ATLASI

 

Araştırma / Zafer ÇELEBİ

 

YUKARI DÖN

ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

Zafer ÇELEBİ

GSM 0535 308 16 56

E-Posta Gönderebilirsiniz........!

MSN Massenger İletişimi Sağlayabilirsiniz....!